ÜÇ RÜYA

I
Sanki yaprak dökümünü gördüm rüyamda,
Karanlık gölleri, uçsuz bucaksız ormanları,
Hüzünlü sözcüklerin yankılanması çalındı kullağıma --
Fakat çözemedim anlamını.

Sanki yıldız dökümünü gördüm rüyamda,
Solgun gözlerin ağlayışındaki yalvarışı,
Bir gülümsemenin yankılanması çalındı kulağıma --
Fakat çözemedim anlamını.

Yaprak dökümü, yıldız dökümü olurcasına,
Gidip geldiğimi gördüm, sonrasızdı,
Bir rüyanın ölümsüz yankılanması çalındı kulağıma --
Fakat çözemedim anlamını.


II
Ruhumun içindeki karanlık aynada
Hiç görülmemiş denizlerin,
Terk edilmiş, trajik ülkelerin imgeleri var,
Maviliklerde, bilinmezde dağılmakta.

Kanlı erguvan gökler doğurdu ruhum,
Yağmur gibi yağan, dev güneşlerin yangınında,
Ve tuhaf bir biçimde canlı, ışıklı bahçelerle doldum;
Bulanık, öldürücü hazların buharı yükseliyordu havaya.

Ve ruhumdaki karanlık havuzlarda
Tekinsiz gecelerin imgeleri yaratıldı,
Adsız şarkıların yankılarıyla
Ve ölümsüz güçlerin soluklarıyla dalgalı.

Ruhum, anıların karanlıklarında ürpermekte,
Hepsinde kendini yeniden bulurcasına --
Dibi gelmez denizlerde ve gecelerde,
Başı ve sonu olmayan, derin şarkılarda.


III
Nice kentler gördüm, alevlerin kurbanıydılar,
Zamanlar, vahşet üzerine vahşet getiriyordu,
Ve toprak olmuş nice ırklar,
Hepsi de günün birinde unutuluyordu.

Tanrılar gördüm, bir gecede yıkıldılar,
En kutsal çalgılar bile paramparçaydı,
Ve çürümelerden geriye kalanlar
Yeni bir hayatla güne başlıyorlardı.

Yeni bir güne başlayıp, yeniden ölüyorlardı,
Hep aynı tragedyaydı sahnelenen,

Hem oynanan hem de anlaşılandı,

Ve deliliğin karanlığından farksız acıları,
Güzelliğin kadife görkemini
Gülümseyen bir diken tarlası gibi sarmaktaydı.